Google+

Antakya’daki Hatay Arkeoloji Müzesi

Hatay Arkeoloji Müzesi 2

Başlamadan önce, pek sık karıştırılan Hatay- Antakya farkını belirtmek gerekiyor. Hatay tüm ilçeleri kapsayan ilin adı, Antakya ise merkez ilçedir. Ancak Hatay Büyükşehir olunca Antakya da 2012’de ilçe oluvermiş. Antik Çağ’da “Orientis Apicem Pulcrum” (Doğu’nun Kraliçesi) denilen şehre, Romalı tarihçi Ammianus Marcellinus “Dünyada hiç bir kent, ne topraklarının bereketi, ne de ticaretteki zenginliği bakımından bu kenti geçemezdi” demiş. Bölge; Hitit, Asur, Babil, Pers ve Makedon, Roma, Bizans ve Osmanlı egemenliğine girmiş. Müslüman, Protestan Arap, Sünni, Alevi, Süryani, Katolik, Ortodoks Rum, Ermeni ve Yahudi gibi farklı etnik kökenleri var. Zenginliği buradan hesap edin.

1932’de başlayan kazılarda çıkan eselerin tek yerde toplanması için 1939’da tamamlanan Hatay Arkeoloji Müzesi, 23 Temmuz 1948 yılında Hatay’ın Anavatana katılışının 10. yılında ziyaretçilere açılmış. Çoğu Roma dönemine tarihlenen mimari ve diğer buluntular kentin zenginliğini bir yelpaze gibi açıveriyor önünüze. Dünyanın ikinci büyük Mozaik Müzesi burada. Antiokheia kökenli bir çok eser bugün Hatay Arkeoloji Müzesi’nin yanı sıra Princeton Üniversitesi Sanat Müzesi (ABD), Worcester Müzesi (ABD), Louvre Müzesi (Fransa) gibi müzelerde saklanıp sergileniyor.

Müzenin arkeolojik ve etnografik eserlerle, sikkelerden oluşan koleksiyonu 35.442 parçadan oluşuyor. Ayrıntılı bir web sayfası var. Bilgi edinmek istediğiniz esere tıklayarak özet bilgilere ulaşabiliyor, detay için envanteri görüntüleyebiliyorsunuz. En göz alıcı parçaları oturduğunuz yerden de görebilirsiniz tabi ama gerçeğin yerini ne tutabilir.

Buraya eni konu zaman ayırmalısınız. Sindire sindire görebilmek için iki saat yetmez. Cephenin girişindeki yuvarlak nesne, tasarımı ile London Eye zannediliyorsa da değirmene daha yakın. Neden girişte böyle bir imge seçildiğini anlamakta zorlandım. Kocaman girişiyle ışıl ışıl ferah, içine çeken bir yapı. Sadece birkaç  ziyaretçinin olmasını sabah saatlerine bağlayalım da moralimiz bozulmasın. Kendinizi bucaksız Amik Ovası’nda tek başına hissettirecek bir koridora giriyorsunuz. Hatay kronolojisi; tarihsel muhakemeyi net yapabilmek için en ideali.  Modern bir yapıya girince beklemediğiniz kadar eskiye gidiyorsunuz. Alışılageldiği gibi eski olan sadece vitrinlerdeki nesneler değil. Mağara betimlemeleriyle havaya sokuyorlar sizi. Taş devrine gittiniz. İşte zamanda yolculuk diye buna derim ben. İnsan bu temellerin arasında evcilik oynamak- tiyatro yapmak istiyor.

Hatay Arkeoloji Müzesi 23 Hatay Arkeoloji Müzesi 10 Hatay Arkeoloji Müzesi 8 Hatay Arkeoloji Müzesi 7 Hatay Arkeoloji Müzesi 3 Hatay Arkeoloji Müzesi 5

Şu tasarımcılar bir de zemine cam döşemekten vazgeçse ne güzel olur. 15-20 sene önce yeni malzemeydi, dayanılmaz cazibesi vardı tamam, ama hiç konforlu olmadığını fark edemediler hala. İnsan üzerinde yürümeye korkuyor. Bunun başka bir yolu olmalı. Camın üzerinde dikkatli yürüyeceği diye tedirgin olunca etraftakileri kaçırıyor. Tasarım dediğin şey sadece eseri öne çıkarmak değil, insanı da kollamak olmalı.

Hakkında Nalan Yakarçelik

Yanıt ver

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır.İşaretli alanları doldurmak zorunludur *

*

Yukarıya çık