Google+

Müze Teknolojileri: Fişi Takmayı Unutmayın

Müze, değişen ve evrimleşen bir kültür kurumu. Son 20-30 yılda yaşanan ekonomik ve toplumsal gelişmeler “müze” kavramını hiç olmadığı kadar çok değiştirdi. Bu değişimler ICOM’un son müze tanımına da girdi.

Bu yazıda müzelerde kullanılan teknolojilerin neler olduğunu merak edenlere doyurucu yanıt veremeyeceğim. Merak edenler arama motorlarına QR Code museum, augmented reality museum, mobile museum, hologram museum yazabilirler. Çıkan sonuçları da video sekmesinden inceleyebilirler. Burada daha önemli bir meselemiz var.

Örneğin aşağıdaki videoda, “Cleveland Art Museum Gallery”nin uygulamalarında, müze teknolojilerinin geldiği son noktayı izleyebilirsiniz.


Ultra ileri süpersonik teknoloji örneklerini gördüğünüzü umarak yazıya devam ediyorum.

Toplumda müze algısı ve alışkanlığı; sektörde de standartları ve politikaları sınırlı olan ülkelerde müzelerin teknoloji kullanımı ne yönde olmalı?

Bunu açıklarken size Abraham Maslow’un “ihtiyaçlar hiyerarşisi teorisi”ni ve o teoriden çıkan her derde deva piramidini hatırlatmak isterim.

maslow

Bu piramide göre birey, ilk basamaklardaki ihtiyaçlarını karşılamadan üst basamağa çıkmamaktadır. Birey müzeye gidebilmesi için, en basit ifadesiyle, öncelikle karnını doyurmuş, kendini güvene almış ve özgürleşmiş olması gerekir. Böylece farklı ihtiyaçlara gereksinim duyar. Müze de o farklı ihtiyaçlardan biridir.

Son zamanlarda müzecilik alanında dile dolanan “yaşayan müze” kavramıyla müzeleri gerçek anlamda “yaşayan” bir birey olarak hayal edersek, müze teknolojileri ile teknoloji kullanımı arasındaki ilişkiyi bu piramit ile açıklayabiliriz.

Müze Piramidi olarak isimlendirdiğim bu piramit aşağıdan yukarı doğru müzelerin günümüzdeki amaç, öncelik ve işlevlerini kapsamaktadır.

müze

Bir müze, örneklerde görülen “ultra ileri süpersonik teknoloji”leri kullanmayı düşünmeden önce, fiziki mekan gereksinimlerini gözden geçirmeli, sergi mekanlarını nesneler ve insanlar için daha iyi duruma getirmeli, depolarını düzenlemeli ve iyileştirmelidir. Engelsiz müze olmalıdır.

Bir müze, örneklerde görülen “ultra ileri süpersonik teknoloji”leri kullanmayı düşünmeden önce, etik, koleksiyon, risk, envanter ve eğitim gibi müzelerin olmazsa olmaz kavramları üzerine yönetim, politika ve standart belirlemelidir. Envanterini sayısal ortamda kayıt altında eksiksiz bir şekilde tutmalıdır (Merak etmeyin, envanter politikasında yedekleme standartları belirlendiğinde veri kaybı yaşanmaz.)

Bir müze, örneklerde görülen “ultra ileri süpersonik teknoloji”leri kullanmayı düşünmeden önce, araştırma yapmalı, araştırmaları yayınlaştırmalı ve sahip olduğu tüm bilgiyi toplumla paylaşacak kadar şeffaf olmalıdır.

Bir müze, örneklerde görülen “ultra ileri süpersonik teknoloji”leri kullanmayı düşünmeden önce, internette görünür olmalıdır. İnternet sitesi, sosyal ağlar ve mobil teknolojileri kullanmalıdır.

Tüm bunları gerçekleştirerek piramidin en üstüne çıkmış bir müze “ultra ileri süpersonik teknoloji”leri kullansın zaten.

Türkiye müzelerinin çok çok azının (evet, iyimserim) yukarıdaki piramidin basamaklarını tırmandığını söyleyebiliriz. Bununla birlikte son zamanlarda, özellikle Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı müzelerde “teknoloji” atılımı yaşandığını da görüyoruz. Hem Bakanlık çalışanlarına hem de o müzelerde çalışan müze uzmanlarına bir kaç soru sormak isterim.

Bu teknolojiyi kullanan müzelerin envanterleri tam mı? Nesnelerin bilgileri yeterli mi? Her nesnenin en az bir fotoğrafı var mı? Veri tabanında kullanılıyor mu? (Bakanlığın tüm ülke genelinde uyguladığı bir online veri tabanı sistemini hayata geçirdiğini duymuştum ama ne durumda acaba?) Müze görünür mü? İnternet siteleri var mı? Sosyal ağlarda temsil ediliyorlar mı?

Bilindiği üzere, kamudaki tüm harcamalar ihale ile yapılıyor. Müzelere teknolojik uygulamalar alınırken açılan ihalelerde sürdürülebilirlik ile ilgili hükümler var mı? Çünkü teknoloji gelişir. Bakıma ihtiyaç duyar. Devlet müzeleri hantal bürokrasi içinde bunları karşılayabilecekler mi? Bunun için gerekli personel var mı?

200241884-004

Tüm bu soruların yanında ayrıca müzelerde teknoloji kullanımında dikkat edilmesi gereken unsurları da belirtmek lazım.

“Çağdaş müzecilik” anlayışından hedef kitle analizi olmazsa olmaz kurallardan biri. Bu analiz teknoloji kullanımı için de geçerli. Ülkedeki müze ziyaretçisinin eğitim ve deneyim düzeyinin yüksek olduğunu ve medya okur-yazarlığının da fena olmadığını söylemek yanlış olmaz. Peki, o zaman hayatında teknolojiyle haşır neşir olmamış bireyleri doğrudan saf dışı mı bırakıyoruz (Evet, hepimizin elinde akıllı telefon var, evlerimizde bilgisayarlar sürekli internete bağlı. Ancak medya-okur yazarlığı Facebook, Twitter, Instagram paylaşımlarıyla, #selfie çekmekle sınırlı değil.)

Uygulama meselesi de çok önemli. Tasarımlar basit ve kullanıcı dostu olmalı. 

Tasarımlar nesne merkezli olmalı. Ziyaretçi ile nesne arasındaki iletişim ve etkileşime yeni boyutlar kazandırmalır Böylece ziyaretçi nesneyi yeni yollarla yorumlayabilir. Örn: Maraş Müzesi

Etkileşimli olmalı. Hareketli bilgi panoları gösteriş yapmaktan başka bir şey değil. Örn. Samsun Kent Müzesi

Kesin ama kesin bir şekilde, asla ve asla bilgisayar ya da konsol oyunlarına dönmemeli. Örn. Çorum Arkeoloji Müzesi

Ziyaretçi ile sıcak ilişkiler kurabilecek çözüm varsa o seçilmeli. Örn. Osmanlı Arşivleri Müzesi [dijital ebru nedir???]

Son bir söz.

Müzelerde teknoloji kullanımı hem müzenin işlevlerine hem de ziyaretçinin müze ile olan iletişimine sınırsız imkan sağlar. Ama pahalıdır. Küçük bütçeli müzeler/müzeciler ciğerci kedisi gibi büyük müzelerin teknoloji örneklerine bakar.

Ve gelecekte Rock Star müzeler (özellikle ABD müzeleri) teknolojinin tüm imkanlarını kullanmaya devam edecek. Ancak çevre dostu, kendi enerjisini üretebilen ve daha çok geleneksel etkileşim yöntemleri kullanan müzeler teknolojiden sıkılan ziyaretçileri çekmeyi başaracaklardır.

Yaşasın organik müzeler!

Hakkında Cihan Çolak

2002 yılında İÜ Arkeoloji Bölümü, 2009 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Müzecilik Yüksek Lisans bölümünden "Üniversite Müzeleri" teziyle mezun oldum. Üç sene aynı bölümde Araştırma Görevlisi olarak çalıştıktan sonra 2010 yılında İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Müzesi proje ekibine dahil oldum. 2013 yılında Cerrahpaşa Tıp Tarihi Müzesi envanter projesinde görev aldım. Ocak 2014 tarihinden beri de İleri Yayınlarında araştırmacı olarak çalışmaktayım. Müze-Teknoloji, müzelerin internette temsili, envanter sistemi oluşturma ve sayısal koleksiyon yönetimi alanlarında çalışmalarda bulunmaktayım.

Yanıt ver

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır.İşaretli alanları doldurmak zorunludur *

*

Yukarıya çık