Google+

İskenderun Deniz Müzesi

Yukarıdan bakınca Antakya mı büyük, İskenderun mu bilemedim. Her ikisi de muazzam görünüyor. Kültürel, tarihi ve ticari açıdan zengin şehirler. İskenderun Hatay’a bağlı ve Antakya’dan sonra popülasyonu en büyük şehir.

MÖ 333 yılında, Büyük İskender’in İssos yakınlarında kazandığı zaferden sonra deniz kenarına kurulan Alexandreia’ya bir deniz müzesi yakışırdı. Nitekim büyüklerimiz de böyle düşünmüş olacak ki 2009’da Türkiye’nin üçüncü deniz müzesini açmışlar. Kentte iki büyük AVM’ye karşı bir müze… Ülke genelindeki yüzlerce AVM’ye karşılık, devede kulak kalan müze sayısıyla karşılaştırıldığında “ikiye bir” oran hiç fena sayılmaz.

20171018_104115 20171018_152923

1930’da özel konut olarak yapılan ahşap tavanlı, kagir bina, 1942’de Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından satın alınmış. Adet olunduğu üzere devletin bilumum daireleri olarak kullanıldıktan sonra, 2008’de müzeye dönüştürülmeye karar verilmiş. Restorasyon akabinde üç katlı yapı halka açılmış. Giriş katı; güncel sergiler için salonlar, kurslara yönelik atölyeler, hediyelik eşya, gişe, ofisler ve sinevizyon olarak düzenlenmiş.  Bu kadar büyük ve zengin bir ilçenin sanatsal aktivitelerini müzenin içinde gerçekleştirmek, sanatçı için de hayli heyecanlandırıcı olmalı.

Kıvrılan bir merdivenle tırmanılan üst katta altı salon var. Türk deniz tarihi ve Hatay’ın yerel tarihi ile ilişkilendirilen bu salonların isimleri; Tayfur Sökmen, Şükrü Kanatlı, Barbaros Hayrettin Paşa, Cezayirli Gazi Hasan Paşa, Savarona ve Rauf Orbay. Her bir salonun teması doğrudan adında saklı. Hem genel bir deniz tarihi, hem de yerel tarihi öğrenip çıkabilmek mümkün… Ancak hikayeleri okuyabilirseniz. Zira okul grupları geldiğinde zaten küçük olan alanlarda sıkışıp kaldığınız için, onların çıkmasını beklemek ya da kendinize sota bir yer bulmak zorundasınız. İç sesinizi duyuyorum; “Bu müzecilere de bir şey beğendirilemiyor! Hem ziyaretçi gelmiyor derler, hem de kalabalık diye şikayet ederler…” Haklısınız… Biz yapılanı takdir edelim ama en iyisini de istemekten geri durmayalım, değil mi efendim! Hem herkesin akın akın geldiği, hem de rahatça dolaşıp tarihle baş başa kalabileceğimiz hacimde müzeler istiyoruz.

 20171018_152530 20171018_152229 20171018_152211 20171018_152147 

Çocukların rahat okuyabilmesi için, boylarına göre olan seviyelerde, çizgi karakterlerin ağzından bilgiler vermiş, çocukla çocuk olmuşlar. Gemi modellerinin bazıları kaba yapılmış olsa da genel bir fikir edinmek açısından -hiç yoktan iyi- dedirtiyor insana. Meraklısına gemici bağı öğrenmek için fırsat yaratmışlar. Bütün salonlarda kiosklar var. Sergi salonları arasına sıkışan ofis, tuvalet ve kütüphane biraz tuhaf kaçmış ama “alan dar” demiştik değil mi? Nicelik ve nitelik açısından önemli bir koleksiyon var ancak ne restoratör, ne tarihçi- sanat tarihçi, ne de müzecilik uzmanları var. Ziyaretçilerin ilgilisini çekecek sempatik bir müze, çalışanlar gayretli öte yandan daha yapılacak o kadar çok şey var ki… Müzenin personel ihtiyacı karşılandığında aksayan birçok konu çözüme kavuşacak  gibi görünüyor. Ah şu devletin personel istihdam politikası yok mu..!

Hakkında Nalan Yakarçelik

Yanıt ver

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır.İşaretli alanları doldurmak zorunludur *

*

Yukarıya çık