Google+

İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’ne ne oldu?

26 Nisan Cumartesi günü, Görsel Sanatlar Derneği Platformu tarafından düzenlenen “Müzemi İstiyorum” Paneli’ne katılan MMKD Üyesi Cihan Çolak, oturumlardan notları ve tartışmalarda öne çıkan konuları MMKD için yazdı. Veliaht Dairesi’nden çıkarıldıktan sonra Antrepo’da başlayan yeni müze mekanı çalışmaları ve Nisan ayında açılan geçici sergi salonları ile birlikte İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin yaşadığı süreç, müzecilik yaklaşımı, idari yapı ve mekan problemleri çerçevesinde değerlendirildi. Panelde akademisyenler, uzmanlar ve müzenin eski çalışanları söz aldı.

Siz de konuyla ilgili görüşlerinizi, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin yaşadığı sorunlara, geçmişine ve geleceğine dair düşüncelerinizi aşağıya, Yorumlar bölümüne, yazabilir ve bilgi alışverişinin bu platformda devam etmesine katkıda bulunabilirsiniz.

***

Panel konuşmalarının bazı parçalarını buradan okuyabilirsiniz.

*Konuşmaları çözümleyen ve MMKD ile paylaşan, MMKD üyesi Evrim Sekmen’e teşekkür ederiz.

***

Son aylarda Türkiye müzeciliğinde oldukça can sıkıcı bir olay yaşandı. Cumhuriyet’in ilk sanat müzesi, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi, köklerinden koparılıp Antrepo’ya taşınmak zorunda bırakıldı ve müzeye 77 yıl ev sahipliği yapan Veliaht Dairesi’nde Milli Saraylar Resim Müzesi kuruldu.

Bu durum gerek kamuda, gerekse sanat dünyasında yeterli yankıyı uyandırmadı.

Ancak Görsel Sanatlar Derneği Platformu bu konuda sessiz kalamadı ve 26 Nisan Cumartesi günü, “Müzemi İstiyorum: İstanbul Resim Heykel Müzesi ve Geleceğini Düşünmek” başlıklı bir panel düzenledi.

Panelde, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi için emek harcamış, müzeyi bulunduğu durumdan kurtarmayı amaç edinmiş yöneticiler, öğretim görevlileri ve sanatçılar konuşmacı olarak yer aldılar.

IMG_0006

Dört oturumdan oluşan panelde ilk oturum Burcu Pelvanoğlu moderatörlüğünde yapıldı. Yusuf Taktak, Görsel Sanatlar Derneği Platformu’nun kuruluş aşamalarını anlattıktan sonra söz alan Ayşe H. Köksal, Rahmi Aksungur ve  Yusuf Taktak konuşmacı olarak yer aldı. Ayşe H. Köksal, müzenin tarihsel gelişimini anlatırken göreve getirilen yöneticilerin tarih içinde hem akademi hem de diğer otoritelerle olan mücadelesini dile getirdi. Üniversite’nin eski rektörlerinden Rahmi Aksungur, kendi döneminde müzenin iyileştirilmesi için verdiği savaşı anlattı. Son olarak Burcu Pelvanoğlu, 2002 yılında yapılan ve kendisinin de parçası olduğu çalışmalar sonucunda müze envanterinin dijital ortama aktarılması ve iyileştirilmesi sürecindeki deneyimlerinden bahsetti.

İkinci oturum; Derya Yücel’in moderatörlüğünde yapıldı. Türkiye müzelerinde dikkate alınmayan, ama uluslararası müzecilik pratiğinin olmazsa olmazı “koleksiyon politikası” üzerine görüşler belirtildi. Deniz Ünsal, Amerika Birleşik Devletleri ve Hollanda deneyimlerinden yola çıkarak, müzelerin koleksiyon politikalarının oluşumlarındaki faktörlerin altını çizerken, Tomur Atagök, müzelerin koleksiyon politikalarının ICOM Etik kuralları çerçevesinde geliştirilmesi gerektiğini belirtti.

IMG_0008

Öğleden sonraki ilk oturum Murat Germen moderatörlüğünde yapıldı. İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin Antrepo’daki yeni binasının mimarı Emre Arolat, müze binasının mimari özelliklerini anlattı. Ancak konuşma sırasında asıl tartışma,yeni müze binasının planlanma aşamasında müzebilimsel yaklaşımdan yoksun olduğu noktasında gerçekleşti. Müzenin sergileme kurgusunu yaptıklarını belirten Arolat’a, önceki çalışmaları dikkate alıp almadıkları soruldu ve Arolat da bu tip bir çalışmaların kendilerine ulaşmadığını belirtti. Burçak Madran, müze planlama aşamalarını anlattı ancak bu planlamanın “modernist” bir yaklaşım olduğu yorumu üzerine çıkan tartışma sürenin dolmasıyla sonuçlandı.

Panelin son bölümünde Ali Artun, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin Veliaht Dairesi’nden çıkartılmasının altındaki anlamları yorumladı. Artun’a göre, Milli Saraylar’ın Müze’yi söz konusu mekandan çıkarması ve yerine Resim Müzesi’ni açması,bir tür Cumhuriyet ile hesaplaşma. Öte yandan Artun, Milli Saraylar Resim Müzesi’nde sergilenmeye başlanan padişah portreleri ile birlikte Veliaht Dairesi’nin kendi bağlamına oturduğunu belirtti.

Durum Değerlendirmesi

İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin bugün içinde bulunduğu duruma gelmesinin başlıca nedeninin kurumlara bağlı müzelerin yaşadığı sorunlarla benzeşmekte olduğu söylenebilirdir. Üniversite gibi bir üst kurum altında faaliyet gösteren müzelere bütçe aktarımı ve kaynak geliştirmelerinde bürokratik engeller bulunuyor. Üniversite müzeleri özelinde, müzenin bağlı olduğu birim, müzeye ayrılan bütçe ile doğrudan ilişkilidir. İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin doğrudan rektörlüğe bağlı olması, müzenin Üniversite bütçesinden pay almasını engellemiştir. Bu nedenle, üniversite müzelerinin, doğrudan rektörlüğe değil, üniversite bünyesinde bulunan bir araştırma ve uygulama merkezine bağlı olması önerilmektedir.

muze-antrepo-

Kurum içinde kurulan müzelerin bir başka sorunu da, müzelerin kurum içinde içselleştirilmesi ve kurumu tamamlayan bir unsur olarak görülüp görülmemeleridir. Örneğin, panelde konuşulanlardan sonra ortaya çıkan tabloda, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin değişen üniversite yönetimlerinin müzeye bakış açısına göre yönetildiği (ya da yönetilmediği) ortaya çıkmıştır.  Üniversite içinde sahiplenilmediğidir. İster Müze Yönetimi’nde,ister Üniversite Yönetimi’nde olsun, müzede çalışan tüm öğretim görevlisi ve sanatçılar gönüllü olarak yer almışlar. Bu da Müze’nin sürdürülebilir bir yönetim anlayışıyla ele alınmadığının bir göstergesidir.

İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin yaşadığı bir diğer sorun da 77 yıl boyunca ikamet ettiği binadır. Müze, yönetim olarak Üniversite’ye bağlıyken, bina Milli Saraylar’a aittir. Bu durumda binanın iyileştirilmesi için aktarılan tüm bütçe kalemleri Milli Saraylar’a aktarılmış ve bitmek bilmeyen (ya da bitirilmesi istenmeyen) restorasyon süreçleri yaşanmıştır. Koleksiyonların Üniversite’ye, müze mekanının Milli Saraylar’a bağlı olması bu iki kurum arasında çekişmeye neden olmuştur.

İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin yeni müze yapısı ile ilgili var olan durum ve bu durumun sahip olduğu sorunlar, aslında tüm Türkiye müze sektöründe hakim olan yanlış yapılanmanın güzel bir özeti niteliğindedir. Teorik anlamda müzelerin planlanması mimar-küratör-müze çalışanı arasındaki işbirliği çerçevesinde oluşturulur. Bu bağlamda küratör söz hakkı olan kişidir. Mimarın da asıl görevi küratörden aldığı verileri en iyi şekilde yorumlamak ve bu veriler ışığında mimari çözümler üretmektir.  Küratör-müze çalışanı için müze binasının ikon özelliğine sahip olmasına hiç gerek yoktur. Onun için önemli olan yapının işlevi ve nesneler için sağlıklı ortamın sağlanmasıdır. Oysa Türkiye’de müzeler,  müze planlamasından yoksun bir şekilde sadece mimarlık ofisleri tarafından yapılmaktadır. Özellikle kamu kurumlarına bağlı müzelerin yapım işi kurum tarafından ihaleye edilmekte ve müze çalışanlarının görüşleri alınmadan mimarlar tarafından tasarlanmaktadır. Hatta bazı durumlarda mimarlar koleksiyonu görmeden (merak etmeden) mimari çözümler üretmekte ve bu, müze çalışanları ile çatışmaya neden olmaktadır.

muze-antrepo-1

Müze planlamasının modernist bir yaklaşım olduğu konusundaki tutum ise gerçek dışıdır. Hala müzeleri modernist bir anlayış içinde kabul eden bu düşünce, müzelerin geçirdiği devrimsel evrimleşmeyi görmemezlikten gelmektedir. Bu düşünce hala “Fransız İhtilalı ve müzeler”; “küreselleşme ve müzeler” gibi beylik kavramlar ışığında müzeciliği tartışmaktadır. Onlar makro tarih anlatımlarının ışığında müzeciliğe bakarken; mikro tarih anlatımlarının müzelerdeki yerini görmemektedir. Katı yapılara sahip müzeler üzerinden müzeciliği tartışırken paylaşımcı ve katılımcı müze planlamasına sahip müzelerden habersizdirler. Yine aynı düşünce sadece bir kaç örneği bulunan ikon müze yapılarını genel müzeciliğe indirgerken o ikon yapıların çıkış nedenlerine değinmemektedir. Son olarak, gelinen bu noktada, iki kurumun medya araçlarını kullanma biçimleri de dikkat çekicidir. Binanın yapısal koşullarının kötü durumda olması ve buna bağlı olarak koleksiyonların uygun olmayan ortamda sergilenmesi medyada yer almış ve bir kamuoyu oluşturulmaya çalışılmıştır. Başka bir deyişle, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin Veliaht Dairesi’nden çıkartılması meşrulaştırılmıştır. Oysa panelde yapılan konuşmalarda, Müze’nin Veliaht Dairesi’nden çıkarıldığı dönemde binanın restorasyon çalışmalarının tamamlandığı ve müzenin açılışına çok az bir süre kaldığı belirtilmiştir. Üniversite’nin bu durumu yeteri kadar anlatmadığı ve dolayısıyla da medyadan ve kamuoyundan yeterli ilgiyi göremediği düşünülmektedir.

***

Görseller: Panel Görselleri – MMKD, Antrepo Görselleri – Emre Arolat Mimarlık

Hakkında MMKD

Türkiye'de müzecilik platformu // bilgi@mmkd.org.tr

Yanıt ver

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır.İşaretli alanları doldurmak zorunludur *

*

Yukarıya çık