Google+
Kim Kardashian poposuyla müze koleksiyonunu sallamak

Kim Kardashian poposuyla müze koleksiyonunu sallamak

Elif (@museumarketing) “böyle kompleksiz müzeleri seviyorum” mesajıyla Metropolitan Müzesi’nin #BreakTheInternet tweetini yolladığında kahkahalarla güldüm. Bir müze iletişimi bu kadar mı eğlenceli olur!

 

 

Hyperallergic bu eğlenceli paylaşımı şöyle duyurdu:

Şüphesiz, Paper dergisindeki Kim Kardashian kapağının sonucu olarak internet sayfalarında dönen zilyon tane dalga geçen görseli gördünüz? Eh, görülmeye değer tek yanıtı Metropolitan Müzesi gönderdi. Bizim gerçek starımız 7,000 yıllık Neolitik atasına bakın. Tek söyleyebileceğim:

clap

 

Olaya müzecilik açısından bakıldığında bu alkışa birkaç yorum daha eklemek gerekiyor aslında.

Sosyal medya iletişimi denildiği zaman akıllara sade ve sadece duyuru yapmak geliyor. Ne yazık ki. Hadi biraz ortamı neşelendirelim, denildiğinde de, belki bir yarışma, 5. – 10. – 15. takipçiye ücretsiz müze girişi, etkinlik davetiyesi, vs. vs. Hal böyle olunca, sosyal medyanın çift yönlü iletişiminden anladığımız beğen ve paylaş butonlarıyla sınırlı kalıyor.

Sosyal medya iletişimlerini PR ajanslarına devreden müzelere tek kaşımı kaldırıp sormuşumdur hep; emin misiniz? Bu iş sandığınız gibi görsel hazırlayalım, üstüne bir başlık yazalım, prime time’da da yayınlayalımdan ibaret değil. Metropolitan Müzesi’nin yukarıda yer alan paylaşımında da açıkça görüyoruz ki sosyal medya iletişimi, müzeyi koleksiyonları, sergileri, rehberli turları ve yan etkinlikleriyle birlikte düşündüğümüz bir bütünün parçası.

Elif’le şunu düşündük sonra biz mesela; acaba fikir kimden çıktı? Koleksiyonu çok iyi tanımakla birlikte, internetin popüler gündemini takip etmekle de ilgili bir şey bu. Küratörler ile iletişimcilerin çok sıkı bir ilişki içinde çalıştıklarının göstergesi. Başka bir ifadeyle, bütün sergi ve etkinlik planlama toplantılarında iletişim sorumlularının da bulunması gerekir. Bütün hazırlık bittikten sonra metin ve görselleri iletmek, doğru bir pazarlama-iletişim stratejisi değil. Böyle bir durumda, pazarlama diliyle konuşursak, malzemeyi tanımayan iletişim sorumlusunun yeni bir fikir katabileceği yorumlama şansı ortadan kalkıyor; metni ve görseli alıp ilgili mecralarda kopyalayıp-yapıştırıyor.

Planlamaya dahil olmayan iletişim sorumlusundan şöyle bir e-posta almayı beklemek, Godot’yu beklemekten farksız: “Selam, Kim Kardashian’ın poposu olay yarattı, #BreakTheInternet etiketinde bir sürü görsel dönüyor, bizim elimizde de bununla ilgili bir şey var mı?”

Hakkında Elif Çiğdem Artan

Müzelere kafayı takmış bir garip ruh; büyüyünce yüksek sosyolog ev hanımı olacakmış.

Yanıt ver

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır.İşaretli alanları doldurmak zorunludur *

*

Yukarıya çık