Google+

Müze Müzeye Benzemez: İzleyiciyi İzlemek

Bu yazıda bazı bildik kavramlar üzerinde dolaşmak istiyorum. Sıkça duyduğumuz tartışmalara izleyici – müze programı ilişkisi temelinde bakmak ve üzerinde tartışılabilecek binlerce başlıktan önemli bir tanesi olan sözlü tarihin müzelerde kullanımı örneğine yoğunlaşmaya çalışıyorum.

Museum of London people city

artı değer…

Müzeler artı değer üretir mi? Müzelerde sergilenen eserlerin, içeriklerin piyasa değeri ne ile ölçülebilir…

Müzeler sadece toplayıcılık yapmıyor; buluyor, topluyor, koruyor, sunuyor ve ötesi… Dolayısı ile her müze bazı pratikleri seçmek zorunda ve her müze seçtiği pratiklerle özünde kendi programını oluşturmuş olur.

Müzeler için kent ile ilişkilerini bu pratikler üzerine yeniden kurgulamak acil bir ihtiyaç; kaçmadan üzerinde çalışması gereken önemli bir konu. Müzeler seçtikleri pratiklerden sorumlu. Bu öyle büyük bir sorumluluk ki, tarihsel olarak birlikte soluk aldığı kentin geleceğinde de çok etkili. Bugünün kentleri için yakıcı gündemlerden olan çevresel yok oluş, haddini bilmez ve sınır tanımaz “büyüme” eğilimi artık bir varlık-yokluk seçeneğini önümüze koyuyor. En genelinde, müze olarak seçtiğimiz pratikler ve programlar, sadece toplumsal hafıza ve tarihsel korumacılık alanında değil, kentsel sürdürülebilirliğin her alanında etkili olabiliyor. Müzelerin eserleri, geçici sergileri, etkinlikleri, kentsel gündemleri ile turizmin merkezinde, turizmi canlandıran mekanlar olarak yerlerini almaları bir hayal değil. Elbette müze ve kent ilişkisini ortak bir platformu kullanarak, etkileşimi ve izleyici geliştirmeyi kentlerin özgün yanlarını markalaştırma üzerinden kuran, bulundukları kentler için artı değer üretmekten yana program yapabilen örnekler de var. Müzelerin, müzecilerin birbirlerinden haberdar ol(a)madığı bir coğrafyada kent için birlikte üretmek ise henüz bizler için listemizin sonlarında görünüyor. İyi olan ise sivil topluma ve örgütlenmeye inanan deneyimlerini paylaşan ortak hedefler koyabilen müzecilerin yaratıcı projeler ile bir dernek çatısı altında birleşmiş olmaları. Örneğin, tam da burası: www.mmkd.org

Sürüp giden kentler…

Sıkça duyduğumuz ve kulağa hoş gelenler ifadeler; sürdürülebilir kent ve sürdürülebilir müze

Müzenin izleyicilerini (ziyaretçileri ve kentlileri) izlemesi, beklentilerini takip etmesi için, geleneksel ve yeni medyanın sunduğu tüm iletişim alanlarını ustalıkla kullanması gerekiyor. Müze, nesiller arası iletişimi ve bilgi paylaşımını kuran önemli bir iletişim aygıtı. Dolayısı ile müzenin izleyici ile kuracağı iletişim zemininin gelişkinliği ve çeşitliliği programlı bir planlama ve tercih konusu oluyor. Müzelerin önemli bir gündemi ve çalışanlarının mesaisinin %95’i koleksiyon edinme, koruma, geliştirme ve sergileme diye özetlenebilir. İstihdam edilen uzmanlık alanları dahi sadece buna odaklanır. Müzenin organizasyon şeması, çalışan uzmanları, 5 yıllık planlamaları ve diğer programlı unsurlar müze iletişim hedeflerinin ve dilinin de ana hatlarını çizer. Geleneksel müzeler bu durumdan ne kadar haberdar veya bunu bir çalışma alanı olarak gündemlerine ne kadar alıyor bunu bilemiyoruz. Ancak yeni müzecilik yaklaşımı son noktada müzenin sürdürülebilirliğinde bir modeli seçmek zorunda olduğunu biliyor. Seçeceğimiz model ise müzemizin bütün unsurları değerlendirilerek ince bir analiz ve planlama ile masaya alınmalı. Müze planlaması ve programlı bir çerçeve sürdürülebilirliğin anahtarı olarak önümüze çıkıyor. Bugünkü tabloda ülkemizde sürdürülen müze, kapısı açık tutulan, sergi salonları bakımı temizliği yapılan, kaç kişi ve nasıl olduğundan bağımsız içeri müşteri giren binalar olarak kalıyor. Bu modeli kente de uyguladığınızda müşterisi olan, ara sıra sokakları temizlenen, iyi kötü restorasyon yapılan, sürekli inşaat olan, kapısı en azından kapanmayan kentler çıkıyor karşımıza.

Müzeler ve kentler belki de birkaç gün mola alıp kapılarını kapatıp, biraz düşünmeli ve plan yapmalı.

carved-from-stone

Müzede izleyici konuşturma örneği olarak sözlü tarihler…

Bugün ve yarını gelecek ile konuşturmak her dönemin birbirinden farklı olan ve sürekli değişen gündelik yaşam pratikleri, deneyimleri, iletişim aygıtlarını müzede temsil ederken veya uygularken izleyicinin beğeni ve aklından geçenleri çok daha yakından izlememizi gerektiriyor.

İzleyiciyi izlemek farklı dönemlerin müzede özellikle tematik eksende yansımasını daha anlamlı kılıyor. Kronolojik bilgiyi tematik eksende sunmak izleyicinin kenti tasarlanmış bir kurgu içinde görmesine yarıyor. Kentlerin yeniden organize edildiği bugünlerde sıkça duyduğumuz sürdürülebilir kent, aslında iyi tasarlanmış, tasarımın merkezine ise insan ve çevrenin sürdürülebilirliğini yerleştirmiş  olanıdır.

Sürdürülebilirlik başlığında ekonomik devamlılık ve canlılık her zaman birinci sıraya yerleştiriliyor, diğer unsurlar geri plana atılırken uzman istihdamı ve planlama gibi başat konular bürokratik atamalar ve içeriğinde sıfır projeksiyon bulunan bilgi formundan ibaret raporlara dönüşüyor. Kentler için hazırlanan birbirinin kopyası proje dosyaları ve raporların benzer mantığı müzeler için kullanılıyor.  Konuyu nasıl tanımladığımız, üreteceğimiz çözüm ve yol haritasının hatlarını belirliyor. Dolayısı ile önümüzdeki seçenekler  arasında bir tercih yapmamız gerekmiyor. Denklemi büyüyen, tüketen, yapay bir canlanma yaratan ekonomi yerine, sürekliliğini kültürel canlanma, bunun etkisi ile turizmin kaliteli zenginleşmesi, nefes alma ve yaşama üzerine inşa ettiğimizde, şişme bir canlılıktan daha gerçek bir hareketliliğe ve kalıcı sonuçlarına doğru gidebiliriz.

Müze planlaması ile kent planlamasını kesiştirmek ve etkileşimli bir havuzdan beslemek ve geliştirmek, müzelerin kentliliğin yeni merkezleri olarak yeniden kurgulanmasını sağlayacaktır. Dolayısı ile eserlerin ve bilginin müzeye hapsedildiği bir müze modeli yerine, malzemesini ve içeriğini dışarıda yaşatan ve geliştiren müzede, paylaşan bir model üzerinde çalışarak işe başlayabiliriz. Müze sadece bulunduğu kent ile bu eksende birlikte nefes alıp verdiğinde, global eğilimlerin tüm aynılaştırma zeminlerinde kendi özgünlüğünü bulabilen modeller yaratılabilir.

Örneğin sözlü tarihler… Bu kayıtlar sıradan veya daha iyisi çalışılmış röportajlar olmaktan ileri gittiğinde, sözlü tarih kurallarına ve içerik derinliğine uygun birer kayıt olarak arşivlendiğinde, geriye nasıl kullanıldıkları konusu kalıyor. Yöntemsel olarak sözlü tarih çalışmasının olmazsa olmazları, genel tanımı ve bir formatı var. Bu durumda acaba tüm sözlü tarih arşivlerinden çıkacak ürünler de sadece tek bir model mi sunar? Elbette hayır.

Nasıl müzeler, kentler tek bir format ile çalışamaz ise arşivler de özgün içeriklerini aynı bilimsel yöntemleri farklı mecralar yaratarak son derece zengin ürünlere çevirebilir. Sözlü tarih arşivinin son ürünü bir film prodüksiyonunun en temel aşamaları, oldukça geniş tematik bir alan sunuyor. Bu arşivden harmanlanmış, ancak tamamen homojenleştirilmemiş görüşmeler çıkıyor. Bu, müzeye dilediği özgün ürünü yaratma imkanı veriyor. Müze açık bir ifade yeteneği kazanarak yapmayı hedeflediği sergi senaryosu için seçtiği medyayı sadece bir aracı olarak kullanabiliyor. Geçmişin bilgisini kullanarak izleyiciyi bugün özne yapıyor ve bir belge yaratıyor. Bu belge ile geleceğe projeksiyon sunuyor. Hayalleri tetiklemek ise en yaratıcı sonucu. Kısaca tarihsel bir belge olarak sözlü tarih bu yönü ile de oldukça özgün. Bugünün değerleri algıları ve izleri ile geçmişi anlatmak diyebiliriz.

İşte bu örnek, serginin ziyaretçi ile nasıl etkileşim içinde olabileceğini, özgün bir prodüksiyon ile ziyaretçinin nasıl sergiye dahil olacağı konusunda teknik ve programatik bir yaklaşımı ve tercihi sunuyor.

Ziyaretçi ile sözlü tarih kayıtları arasındaki ilişki, müzenin diğer aygıt ve sunumları ile bütün düşünülmelidir. Müze ziyaretçi ile tüm sunum biçimlerinde organik bir ilişki kurmayı hedeflemelidir. Sözlü tarih kayıtlarından elde edilen üretimler en öz tanımı ile kent tarihinin canlı sunumlarıdır. Müze içine kenti sığdıracak kadar büyük ve derinlemesine organize olmuş bir programla kurgulanmalıdır.

Hakkında Deniz Koç

Küratör

Yanıt ver

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır.İşaretli alanları doldurmak zorunludur *

*

Yukarıya çık