Google+

Müze Yazı Dizisi- Ankara Müzeleri

Ekran Resmi 2017-05-13 12.32.54
Bir Ankara gezisinde, bir güne sığdırabildiğim üç önemli müzeyi inceleme fırsatı yakaladım. En çok hangisini beğendiğim sorusuna aşağıdaki metinde cevap vermek istiyorum.

PTT PUL Müzesi

Bir müzeye gitmeden önce müze hakkında araştırma yapmayı, onu incelemeyi çok severim. Pul Müzesi de bunlardan biriydi. Ziyaret etmeden önce müzeye ait birçok görseli inceleyerek mekanın kullanımı, tasarımı, küratöryel işleri hakkında ön izlenim edinmiştim. Tabii ki içine girdikten sonra yaşanan öznel deneyim her zaman daha farklı oluyor. İnternet yoluyla yaptığım araştırmalarımda, Pul Müzesi tasarımıyla beni etkilemişti. Konusu itibariyle yaratıcılığın oldukça öne çıkacağını umuyordum. İlgi çekici birçok hikayeye rastlayacağımı düşünerek gitmiştim ancak biraz hayal kırıklığına uğradım. Sergileme tasarımı, müze konseptine olan yaklaşım, grafik unsurlarda renklerin kullanımı gibi detaylar çok iyi düşünülmüş. Bu karşın, üst katlardaki odalarda ve bölümlerde kullanılan modüllerin aynı renkte olması ve tasarımların yan yana dizilmesi, ziyaretçi açısından tekdüze bir seyir ortaya koyuyordu. Bu durağan atmosfer içerisinde, yorucu ve takibi zorlaştıran bir anlatım olduğunu gözlemledim.  Bu durum aynı zamanda müze kurgusunda yer alan bazı konuların görünürlüğünü  de kapatmış.

Bazı vitrinlerin boyunun yüksek olması, tasarıma dair dikkat edilmesi gereken bir sorun. Bu alanlarda, çocuklar ve engelli ziyaretçiler erişebilirlik konusunda zorluklar yaşayacağı açıktır. Tüm bu eksikliklere rağmen ilgili çekici bir konuyu ele alan bu müzenin en değerli girişimi, neredeyse tüm arşivlik malzemeleri kapsayan pulların arşiv dolaplarında ziyaretçiye de açılması olmuştur.

Konunun uzmanı dışında sıradan insanların da görebildiği bu pullar çok etkileyici. Bir diğer yandan kioskların içeriği bilgi vermek açısından zengin, tasarımları da kullanım açısından işlevsel.

Tüm bunlarla beraber eski bir postane binasında pulların dünyasında gezebilmek harika bir duygu.

 

Anadolu Medeniyetleri Müzesi

Dünyanın en önemli koleksiyonuna sahip bir müze olan Anadolu Medeniyetleri Müzesi, yapısı ve eserleri ile tam bir görsel şölen sağlamaktadır. Bundan 7 sene önce gezdiğimde ‘ne güzel eserler var, keşke daha iyi sergilense’ dediğim bu müze, bugün beni kendi dünyasına çekebildi ve imrendiğimiz Avrupa ülkesi müzelerinde yer bulabileceğimizi hissettirdi. Bu müzeyi bir müzeolog olarak gezerken az da olsa arkeoloji bilgilerimle eserleri tanımlayabilir ve kullanımları hakkında bir bilgi sahibi olabiliyorum. Ancak bu sefer müzeyi yanımda eşimle gezerken arkeoloji konusunda bilgisi olmayan birinin hislerini de anladım. Öncelikle objelerin isimleri etiketlerde yazıyor ama ne oldukları, nasıl kullanıldıklarına dair bir bilgi yok.

Arkeoloji müzelerinde maalesef etiketler sadece adı, yılı ve malzemesi olarak kalıyor. Bazı panolarda eserlere dair açıklamalar olsa da, tüm eserler için bu panoların hepsini okumak müze deneyimini kısırlaştırıyor. Ayrıca panolar sosyolojik bir bağlamı içermeyen teknik açıklamalardan ibaret. Bu açıklamalarda, toplumsal karşılaştırmalara imkan tanıyan içerikte metin ve gözlemlere ihtiyaç var. Bu içerik açıklamaları dışında, yeni düzenlemeyle müzenin hem sergilemesi hem de dijital uygulamaları müzecilik standartlarını açısında çok yerinde kullanılmış. Ancak alt katta yer alan Roma Dönemi ve Ankara arkeolojik kazıları bölümünün düzenlenmemesi, çıkışın özellikle buradan yapıldığı düşünüldüğünde, iyi bir etki bırakmıyor.

Bir de eklemeden geçemeyeceğim; müzeler günümüzde görünürlüklerini arttırmak için sosyal medyayı kullanırken mağaza bölümlerini de müzeyle uyumlu ve zengin bir şekilde sunmalarını beklerim. Belki yakında o da olur.

Erimtan Müzesi

Erimtan Müzesi ilk girdiğim andan itibaren Anadolu Medeniyetleri’nin atmosferinin kesintisiz olarak devam ettiğini hissettim. Buna bir de aynı tür koleksiyona sahip olmasını eklenince şöyle bir soru akla geliyor; ‘eski medeniyetlere ait bunca koleksiyonu nasıl toplanmışlar?’ Özel koleksiyonerlerin ülkemizde bu tarz kazılar yaptığına dair bilgileri bilsek de bütünlük açısında keşke bu tür eserler bir arada toplanıp sergilense diye düşündüm. Bir yandan, Erimtan Müzesi ülkemizde eksik kalan başka müze türlerine de el atsa diyerek haddim olmayan bir kanaattei ifade etmekten kendimi alamıyorum. Müze oldukça eski bir mimariye estetik bir işlev kazandırırken sergileme tasarımı oldukça çağdaş bir mekan algısı yaratıyor. Bu kısmıyla sorunsuz ama müzedeki eserlerin önüne geçecek kadar belirleyici olunca bir müzeolog olarak kaygılanmaya başladım. Bir sergileme tasarımı eserin önüne bu kadar geçmeli mi?

Ben daha çok eser kaynaklı müzelerden etkilendiğimden dolayı “hayır, geçmemeli” diyorum. Buna karşın, bazen eserden ziyade bir konuyu öne çıkarmak istersek sergileme tasarımının belirleyici rolünü dert etmeye gerek yok.

Anadolu Medeniyetleri ile karşılaştırıldığında Eritman Müzesi, bir konuda öne çıkmaktadır; Eserlere dair anlatım, hem ait olduğu döneme dair canlandırmalar hem de sosyolojik bir bağlamda kurulmuş temalar içeriyordu.

Dükkan tasarım nesneleriyle dolu olduğundan oldukça pahalıydı ve herkese hitap etmiyordu. Alt kata indiğimizde bizi geçici bir sergi karşıladı. Geçici sergi, müze konusundan bağımsız bir resim sergidir. Üst katlardaki eserlerin niteliği ve tasarımın etkileyiciliği, alt kattaki bu resim sergisini gölgede bırakıyordu.

 

 

Hakkında Zeynep Toy

26.08.1985 tarihinde İstanbul’da doğdu. İstanbul Bilgi Üniversitesi Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi Bölümü’nden 2009 yılında mezun oldu. 2007-2009 yılları arasında “santralistanbul” müzesinde rehberlik ve sergi prodüksiyon işlerinde çalıştı. 2009 yılında başladığı Yıldız Teknik Üniversitesi Müzecilik Yüksek Lisans bölümünden 2012 yılında mezun oldu. Çeşitli medya kuruluşlarında yönetmen asistanlığı ve program prodüksiyonluğunda görev aldı. Ulusal ve uluslararası kültürel projelerde çeşitli görevlerde yer aldı. 2017 yılında Müzecilik Meslek Kuruluşu Derneği’nde Genel Sekreterlik görevini yürütmektedir. 2012 Eylül ayından bu yana Tetrazon Müze Sergi Tasarım ve Prodüksiyon Şirketinde Müzebilimci olarak proje koordinatörlüğü yapmaktadır. Bu alanda yürütmüş olduğu projeler şunlardır; “Torbalı Kent Müzesi”, “Bir Başkentin Su Yolları Sergisi ”, “Türkiye Turizminde 150 yıl Sergisi”, “Sagalassos Sergisi”, “Sait Faik Abasıyanık Müzesi”, “Kayseri Selçuklu Uygarlığı Müzesi”, “Yalova Atatürk ve Çocuk Müzesi”, “Diyarbakır Kent Müzesi”, “Kayseri Selçuklu Uygarlığı Müzesi Kültepe’den Selçuklu’ya Ticaret Sergisi”, “Tarsus Kent Müzesi”, “Edirne’nin Savunması ve Şükrü Paşa Müzesi, Kıyık Tabyaları”, “Anadolu’da John Garstang’ın Ayak İzleri Sergisi”, “Yozgat Arkeoloji Müzesi”, “Mehmed Uzun Müzesi”, “Beşiktaş JK Müzesi”, “Alaeddin Yavaşca Müzesi”, “Buca Göç ve Mübadele Anı Evi”, “Bigalı Atatürk Müzesi”.

Yanıt ver

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır.İşaretli alanları doldurmak zorunludur *

*

Yukarıya çık