Google+

Kültürlerarası Diyalogun Mekanı Olarak Müzeler

world-day-for-cultural-diversity-for-dialogue-and-development
Kültürel çeşitlilik durumu tarihin her döneminde söz konusu olmuştur. Fakat bir kavram halini alması ve tartışılmaya başlanması yenidir. Bu tartışmaların 19. yüzyıl sonrasında dünya genelinde yaşanan göç dalgasının ve dolayısıyla küreselleşmenin kaçınılmaz bir sonucu olduğu söylenebilir.

Değişen dünya düzeni, çok-kültürlü yaşamı ve ortak kültür mirası kavramlarını gündeme getirmiştir. Bu yeni toplumsal gerçeklikle yüzleşebilmek ve dünya genelinde barış kültürünü benimseyebilmek için;  çok-kültürlülük,  kültürel çeşitlilik, kültürlerarası diyalog ve sosyal içerme kavramlarını tartışmaya açmak gerekmektedir. 

Türkiye ve Kültürel Politikalar 

19. yüzyılın sonlarından 20. yüzyılın ortalarına kadar olan dönem etnik ve kültürel kimliklerin baskılanma dönemidir. Yeni ortaya çıkan ulus devletler, uluslaşma stratejisi kapsamında göçmenlerin ve azınlıkların asimile edilmesi, onların egemen ulusal normlara uymalarının sağlanması düşüncesinden yola çıkarak politika ve uygulamalara maruz kalmıştır.  

Cumhuriyetin ilk yıllarında mübadelelerle farklı dinlere sahip grupların nüfuslarının azaldığı görülmektedir. Bu durum devletin homojenleştirme politikasını destekleyici olmuş ve devletin yapısı, çoğunluğu, Sunni-Türklerin ihtiyaçlarına göre şekillendirilmiştir. (Içduygu ve Kaygusuz, 2004) 

Türkiye’de çeşitlilik konusunun kamuoyunda tartışılması, vatandaşlık konusunun gündeme gelmesi ve söylem değişikliği 1990’lı yılların sonlarında Avrupa Birliği ile müzakere sürecinde gerçekleşmiştir. (Kaya, 2010) 

Aralık 1999’da gerçekleşen ve Türkiye’nin AB aday ülkesi olarak kabul edildiği Helsinki Zirvesi sonrasında demokrasi, insan hakları, vatandaşlık, azınlıkların korunması konularında 1993’de AB tarafından kabul edilen Kopenhag kriterleri doğrultusunda reformlar başlatılmıştır. 1999-2005 dönemi çeşitlilik konusunu da kapsayan reformların gerçekleştiği ve çeşitlilik konusunda adımlar atmayı taahhüt eden belgelerin kabul edildiği bir dönem olmuştur.

18 Şubat 2008 yılında onaylanan AB Konseyi Kararlarında Türkiye’nin adaylık sürecinde yerine getirmesi gerekli ilkeler sıralanırken “kültürel çeşitliliği korumak” ana ilkelerden biri olarak belirtilmiştir. 

STK’lar ve Barış Kültürü

Kültürlerarası diyalogun ve ortak kültür mirası anlayışının gelişimi için UNESCO, ICOM  ve AK gibi Uluslararası kurumlar da çeşitli sözleşmelere imza atarak katkıda bulunmuştur.

ICOM’un 1997 yılında yayınladığı ‘Müzeler ve Kültürel Çeşitlilik üzerine Politika Bildirgesinde, müzelerin kültürel çeşitlilik hakkında nasıl düşünmeleri gerektiği hakkında bazı can alıcı noktalar vardır. Kültürel çeşitlilik “İnsanlığın zengin mirası oluşundan barışı, harmoniyi ve kültürel sürdürebilirliği aynı noktada bir araya getirebilen bir güç” olarak dikkat çekmektedir ve “Bütün kültürlerin ve dışa vurumlarının kültürel demokrasi dünyasında eşdeğer olduğunu kabul etmek bir temel gerekliliktir”. (Oktar:2015) ICOM’un bu beyannamedeki oluşturduğu ilkeler, kültürel farkındalığın artması, azınlıkların ihtiyaçlarını ve kültürel çoğulculuk olarak en iyi adres olabilecek müze yönetimi çalışmalarının benimsenmesini yani katılımcı müzeolojiyi önerir. 

UNESCO’nun 2001’de yayınlandığı Kültürel Çeşitlilik Evrensel Bildirgesinde, “barışın garantilenmesi için uluslararası kültürel diyaloğun en iyi yol olduğu konusu” dile getirilmiştir. Bu sözleşmeler, Ekim 2005’te kabul edilen Kültürel Çeşitliliğin İfadelerinin Korunması ve Teşvik Edilmesi Düzenlenmesinin ilerlemesine sebep olmuştur. Her iki girişimde de kültürel çeşitlilik “insanlığın ortak kültür mirası” olarak tanımlanmıştır ve 2005 Düzenlemesinde bu sözleşmelerin bir demokrasi, tolerans, sosyal adalet ve karşılıklı saygıyı destekleyen bir istek olduğu vurgulamıştır. 2005 Düzenlemesi kültürel ifadelerin tanınması ve benimsenmesinin gerekliliğinin “yerel, ulus ve uluslararası seviyelerdeki güvenlik ve barış için zorunlu” olduğunun altını çizmiştir. (Oktar:2105) 2008 yılında Avrupa Konseyi’nin (AK) “Kültürlerarası Diyalog Raporu” ve 2009 yılında UNESCO’nun “Kültüre Katılımın Ölçülmesi Raporu” da önemli bulgular ortaya koymuştur.

“Kültürel İfadelerin Çeşitliliğinin Korunması ve Geliştirilmesi Sözleşmesi” kabul edilmesinin ardından geçen on yıllık sürede taraf devletler, Kültür Politikalarında değişikliklere gitmiş, müzelerde ve kültür kurumlarında kültürel çeşitliliğin tanıması ve benimsemesi politikalarını izlemişlerdir.

Türkiye ise bu sözleşmeye taraf olmamakla birlikte, UNESCO Türkiye Millî Komisyonu bünyesinde kurmuş olduğu Kültürel İfadelerin Çeşitliliği İhtisas Komitesi kanalıyla izleme kararı almıştır.

Ekran Resmi 2017-06-12 20.52.06Kamusal Alan ve Doğurgan Mekan

Habermas kamusal alanı “toplumun ortak yararını belirlemeye ve gerçekleştirmeye yönelik düşünce, söylem ve eylemlerin üretildiği ve geliştirildiği ortak toplumsal etkinlik alanı” olarak tanımlar.

Sergi ortamları ve müzeler, zamanla eleştirinin serpildiği, sanatla ilgili kuramların geliştiği ve Habermas’ın tanımladığı anlamda birer kamusal mekan halini alır. (Artun: 2008). Burada mekan fiziksel bir alandan ziyade bir iletişim ortamını tanımlamaktadır.

Mekan; çok boyutlu, homojen olmayan, belki süreksiz, hayli kişiselleştirilmiş ve değişik toplumsal faaliyet bağlamlarında değişik yönlerde anlamlar taşıyabilmektedir. (Harvey: 2009) 

Müzeler ve Kültürel Çeşitlilik

Giderek çok-kültürlü hale gelen toplumlarda, barış kültürünün yerleşebilmesi için farklı grupların kültürel yaşamlarını sürdürebilmesi, bu kültürel farklılıkların korunması ve yeniden üretilebilmesi için yeni imkanlar yaratılması gerekmektedir. 

Kültürün paylaşıldığı merkezler olarak müzeler, bu grupların kültürel değerlerini koruyabilecekleri, kendi kimliklerini sorgulayabilecekleri, yaşadıkları kültür ile bağ kurabilecekleri ve yeniden kültür üretebilecekleri kamusal alanlar olarak sorumluluk sahibi kuruluşlardır. 

Özellikle 2014 CECA (Uluslararası Eğitim ve Kültürel Faaliyet Komitesi) toplantısının çıktıları dikkate alındığında, bu görüşü destekleyici bir öneri ortaya konulmuş ve kültürel çeşitlilik konusunda okullar, müzeler ve kreşlerin rolünü önemine vurgu yapılmıştır.

Müzelerin kendilerini birer etkinlik merkezi haline getirmeleri demek, aslında kendilerini teşhir ve temsil ettikleri kültürel değerleri diyalog ve katılımcılık (içerme) üzerinden yeniden konumlandırmaları anlamına gelmektedir. ‘Post-müze, içinde yer aldığı toplulukla bağ kurmaya çalışan ve kültürlerarası diyaloğu teşvik eden müzeler olarak ifade edilir.’ (Eilean Hooper-Greenhill)

Post-müze, kendi gündemini, stratejisini ve karar verme süreçlerini oluşturur. Kitlelere bilgi aktarmak yerine, müzenin söylemine aktif olarak katılan çeşitli grupları cesaretlendirmek için dinler ve yanıt verir. (Onur: 2014)

KAYNAKÇA

Artun, A., (2008), İmkansız Müze, Doxa

Hazır, M., (2012), Amerikan Çokkültürlülüğü ve Meluncan Kimliği, Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Anabilim Dalı,  Dumlupınar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi, Sosyoloji Bölümü. Doktora tezi ( Yrd. Doç. Dr. Mesut Hazır)

Council of Europe, (2016),  The Intercultural cities programme (ICC),  http://www.coe.int/en/web/interculturalcities/home, Haziran, 

Crooke, E., (2007), Museum and Comminity, ideas, issues and challenges, Routledge, London and NY, 

Harvey, D., (2009), Sosyal Adalet ve Şehir, Metis Yayınları, İstanbul, 27-33 .

Kaya, A., (2010). Constructing Communities in Turkish Diaspora: A Quest for Politics, in Marlies Casier and Joost Jongerden (eds.), Nationalisms and Politics in Turkey: Political Islam, Kemalism and the Kurdish Issue. London: Routledge: 165-181.

Kaygusuz, Ö., İçduygu, A. (2004), The Politics of Citizenship through Drawing Borders: The Construction of National Citizenship Identity in Turkey, Middle Eastern Studies, Vol.40, No: 6, November, 2004, s.26-50.

Map in İD, (2016 ), (Museums as places for intercultural dialogue), http://www.intercultural-europe.org/site/database/project/map-id-museums-places-intercultural-dialogue, Haziran, 

Oktar İ.C., (2015), Müzeler ve Kültürel Çeşitlilik: İtalya’dan Bir Vaka İncelemesi, İstanbul

Onur, B., (2014), Yeni Müzebilim: Demokratik Toplumu Yaratmak . (Ş. Ç. Tabakçı, Dü.) İstanbul : İmge Kitabevi, 

Hakkında Seray Begum Kart

Yanıt ver

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır.İşaretli alanları doldurmak zorunludur *

*

Yukarıya çık