Google+

SİNEMA MÜZELERİNİN GEREKLİLİĞİ

Onur Karamercan / “Türkiye ve Dünyadaki Sinema ve Televizyon Müzelerinin İncelenmesi” başlıklı yüksek lisans tezinden 

Sinema müzeleri -Türkiye’yi bir kenara bırakırsak- günümüz itibariyle dünya üzerinde de – istisnalar hariç- fazla popüler değildir. Bu müzelerin arkeoloji, sanat ya da saray müzeleri – koleksiyonları kadar köklü bir geçmişe sahip olmamalarının temel nedeni sanatın diğer dallarına göre sinemanın en yeni sanat dalı olmasıdır. 1895 yılında resmi olarak icat edilen sinema, bulunuşundan bugüne kadar bol miktarda koleksiyon malzemesi ve sergi teması çıkarsa da, bu durum sinema müzelerinin turistik şehirlerin “görülmesi gereken ilk 5 ya da 10 müze” listesine girmesini sağlayamamıştır. Yazıda örnek vereceğimiz kimi istisna müzeler popüler olsa da, geri kalan kimi müzeler yıllar içerisinde ekonomik güçlükler yaşamış, kimileri kapanmış, kimileri kapanmanın eşiğinden dönmüş, kimi ise maddi sıkıntılardan gerekli gelişimi gösterememiştir. Dünya arenasında durum böyle iken, Türkiye’de sistemi oturmuş ve kapsamlı sinema müzelerinin olması elbette beklenemezdi. Ancak dünya üzerinde sistemli bir şekilde işleyen sinema müzeleri, koleksiyon ve sergileri ve aynı zamanda düzenledikleri workshop ve etkinliklerle toplumun farklı kesimlerini bir araya getirmekte, sinemanın çeşitli alanlarına dair birikim sunmakta ve sosyal iletişime katkı sağlamaktadırlar.  Günümüzde başka alanlardan pek çok müze -müzelerin işlevine uygun olarak- topluma katkı sağlamaktadır ancak sinema bu köprüyü sağlamada diğer sanat dallarına göre daha avantajlı bir konumdadır. Ve uygun şartlar sağlandığı takdirde, topluma vereceği hizmet de fazlasıyla nitelikli ve takdire değer olacaktır.  

İlk sinema müzesi sinemanın icat edildiği Fransa’da 1936 yılında kurulan Paris Sinema Müzesi’dir. Bunu takiben 1948 yılında Portekiz Sinemateği ve Sinema Müzesi oluşturulmuş, 1966’da Belarus Sinema Tarihi Müzesi, 1971’de Buenos Aires Pablo Ducros Hicken Sinema Müzesi ve 1975’de Judy Garland Müzesi ziyarete açılmıştır. Sinema müzelerinin nicelik olarak arttığı zaman dilimi ise 1980’li yıllardır. 1981’de açılan Potsdam Film Müzesi, 1983’de açılan Bradford Ulusal Bilim ve Medya Müzesi, 1984’de açılan Clark Gable Müzesi, 1986’da açılan Londra Sinema Müzesi, 1988’de açılan New York Hareketli Görüntü Müzesi ve Riga Film Müzesi, 1989’da açılan Dario Argento Korku Müzesi ve Rusya Sinema Müzesi bu artışa örnek verilebilir. 2000 tarihinden sonra günümüzün en popüler sinema müzeleri arasında yer alan müzelerin açılmasıyla sinema müzelerinin sayısında yeniden bir artış gözlemlenmiştir. Bu dönemde 2000’de Torino Ulusal Film Müzesi ve Berlin Sinema Müzesi, 2006’da Rusya Uluslararası Animasyon Müzesi, 2008’de Londra Film Müzesi, 2010’da Amsterdam Eye Film Müzesi, 2013’de Şangay Film Müzesi, 2014’de Dubai Hareketli Görüntü Müzesi ve 2016’da Chaplin’in Dünyası Müzesi açılmıştır. İçinde bulunduğumuz 2019 yılı itibariyle ise Prag Ulusal Film Müzesi açılmış ve Hindistan Ulusal Film Müzesi’nin açılışı öngörülmektedir.

Günümüzde dünya üzerinde yaklaşık olarak 70 adet sinema müzesi bulunmaktadır. Ülke dağılımlarına bakıldığında ise bu müzeler Amerika (15), İtalya (7), Almanya (6), Fransa (4), İngiltere (4), İspanya (3), Çekya (3), Avustralya (2), Çin (2), Güney Kore (2), Japonya (2), Portekiz (2), Rusya (2),Türkiye (2), Arjantin (1), Avusturya (1), Belarus (1), Birleşik Arap Emirlikleri (1), Fas (1), Hindistan (1), Hollanda (1), İran (1), İsviçre (1), Kanada (1), Letonya (1), Tayland (1) ve Yunanistan’da (1) gibi ülkelerde yer almaktadırlar.

Söz konusu müzelerin ağırlıklı olarak yer aldığı ülke örneklerinden yola çıkacak olursak bu müzeler henüz kuruluş aşamalarındayken temalarına göre ayrılmış ve ilerleyişleri bu tema üzerinde olmuştur. Bu temalar “Sinema tarihine adanmış müzeler”(35), “Sinema sanatçılarına adanmış müzeler” (10), “Sinema filmlerine adanmış müzeler” (9), “Çekimleriyle popüler olmuş bölgesel alanların müzeleri” (7) ve “Sinema türlerine (çizgi film, korku gibi) adanmış müzeler” (4) başlıkları altında yer almışlardır.

Sinema tarihine adanmış müzeleri Berlin Sinema ve Televizyon Müzesi, Düsseldorf Film Müzesi, Frankfurt Alman Film Müzesi, Potsdam Film Müzesi, New York Eastman Müzesi, New York Hareketli Görüntü Müzesi, Avustralya Hareketli Görüntü Müzesi, Avusturya Film Müzesi, Belarus Sinema Tarihi Müzesi, Çin Ulusal Film Müzesi, Paris Sinematek Müzesi, Lyon Lumière Müzesi, Lyon Minyatür ve Sinema Müzesi, Amsterdam Eye Film Müzesi, Bradford Ulusal Bilim ve Medya Müzesi, Exeter Bill Douglas Sinema Müzesi, Londra Sinema Müzesi, İran Sinema Müzesi, Girona Sinema Müzesi, Madrid Sinema Müzesi, Cenova Cine Ciak Uluslararası Sinema Müzesi, Padova Sinema Öncesi Müzesi, Torino Radyo ve Televizyon Müzesi, Torino Ulusal Sinema Müzesi, Riga Film Müzesi, Melgaço Sinema Müzesi, Portekiz Sinemateği ve Sinema Müzesi, Rusya Sinema Müzesi, Tay Film Müzesi ve Selanik Sinema Müzesi gibi müzeler oluşturmaktadır.

Rosemary Clooney Müzesi, Clark Gable Müzesi, Judy Garland Müzesi, Lucy Desi Müzesi, Buster Keaton Müzesi, Ava Gardner Müzesi, Red Skelton Amerikan Komedi Müzesi, Chaplin’in Dünyası Müzesi, Dario Argento Korku Müzesi ve Im Kwon Taek Müzesi sinema sanatçılarına adanmış müzelere örnek oluştururken, “Bir Yılbaşı Hikâyesi Evi”, Prag ve Poděbrady’de iki şube halinde bulunan “Çekya Film Efsaneleri Müzeleri”, “Marietta Rüzgâr Gibi Geçti Müzesi”, “Şahane Hayat Müzesi,” “Oz Müzesi”, “Mad Max Müzesi”, “Londra Film Müzesi” ve “Cennet Sineması Müzesi” sinema filmlerine adanan müzelerdir.

“Hollywood Müzesi”, “Buenos Aires Pablo Ducros Hicken Sinema Müzesi”, “Varzazat Sinema Müzesi”, “Busan Film Müzesi”, “Almerya Sinema Evi” ve “Onomichi Sinema Filmi Müzesi” çekimleriyle popüler olmuş bölgelerin sinema müzeleriyken, “Annecy Animasyon Film Müzesi”, “Milano ISM İnteraktif Sinema Müzesi”, “Ghibli Müzesi” ve “Moskova Uluslararası Animasyon Müzesi” tür sinemasına adanmış müzelerdir.

Bu örneklerden yola çıkarak Amerika’da sinema tarihi müzesinden çok sinema filmi müzesi ve sinema sanatçılarının ev müzelerinin yer aldığını, İtalya’da ulusal, uluslararası ve korku gibi tür sinemasına ayrılmış müzelerle beraber aynı zamanda sinema öncesinden bahseden müzelerin de olduğunu, Almanya’nın sinema ve televizyon tarihi müzelerine ağırlık verdiğini ve Japonya’nın ise çizgi film ve animasyon müzelerine sahip olduğunu belirtebiliriz. Ülkeler kendi kültür ve sinema geçmişlerine göre farklı temalar etrafında sinema müzeleri oluşturmuşladır.

Öngörülebileceği gibi bu temaların en kapsamlısı “Sinema tarihine adanmış müzelerdir”. Bu müzeler bünyelerinde sinemanın oluşumundan, belirli bir dönemin veya filmin çekim malzemelerine, yönetmenlerin retrospektif sergilerinden ulusal ya da uluslararası ülke sinemalarına kadar değişen örneklerle koleksiyon oluşturabilme ve geçici sergi düzenleme imkânlarına sahiplerdir. Ve düzenlenen her sergi ya da kalıcı koleksiyon üzerinden organize edilecek aktivitelerin çeşitliliği diğer temalı müzelere göre çok daha fazladır. Bu temadaki müzelerin çoğunun yer aldığı binalar özel olarak tasarlanmış ve koleksiyonu çok geniş olanlara müze dışında ayrıca depolar tahsis edilmiştir.

Diğer temalı sinema müzeleri ise etkinliklerini müzeye adını veren sinema sanatçısı, sinema filmi veya çekim bölgesi bağlamında düzenlemek durumundadırlar. Sinema sanatçılarına veya filmlerine adanan müzeler, sinema tarihine adanmış müzelerin aksine genellikle sanatçının yaşamış olduğu ya da çekimin yapıldığı evlerde konumlanmışlardır. Bu nedenle sergilemeleri daha mütevazı koleksiyonlarla, daha kısıtlı imkânlar dâhilinde gerçekleşmektedir. Aktivite olarak ise sanatçıların doğum ve ölüm yıldönümleri, filmlerin gösterime girdikleri tarihlerin yıldönümleri gibi tarihlerde filmlerin tekrar gösterimi ya da anma etkinlikleri gibi kısıtlı etkinlikler düzenlenebilmektedir. 

  Paris Sinematek Müzesi’nin koleksiyonundan bir seçki. (Görsel: www.cinematheque.fr)

  Lucy Desi Müze Girişi (Görsel: www.gonomod.com)

 

Bunlarla beraber dikkate değer ölçüde koleksiyona sahip olup, maddi destek yetersizliğinden ya da müze binasının küçüklüğünden dolayı koleksiyonunu hakkıyla teşhir edemeyen Girona, Melgaço ve Lizbon gibi yerel müzeler de mevcuttur.

Türkiye’ye baktığımızda ise ilk sinema müzesinin 2001 yılında Türker İnanoğlu Vakfı tarafından İstanbul’da kurulan “TÜRVAK” ve ikincisinin de tam on yıl sonra Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulan “Adana Sinema Müzesi” olduğunu görmekteyiz. Çeşitli sinema gereçlerinden oluşan özel koleksiyonlar hariç, başlığında “Müze” sözcüğüne yer veren yalnızca iki müzemiz mevcuttur. Bu müzeler ise diğer ülkelerdeki gibi temalara göre oluşturulmamış olup, Türkiye sinemasına dair genel bir görünüm verilmesi amaçlanmıştır. Filmler, film afişleri, soundtrackler, sanatçıların balmumu heykelleri, sinema kitapları, çekim aletleri söz konusu müzelerin koleksiyonlarını oluşturmaktadır. Adana Sinema Müzesi’nin koleksiyon ve sergileme koşulu senarist, oyuncu, yönetmen veya sinema ile ilgili kim olursa olsun Adanalı olması gerekliliğidir. TÜRVAK Müzesi bünyesinde kısmen de olsa geçici sergiler düzenlemekte ve etkinlikler organize etmektedir. Adana Sinema Müzesi’nin etkinliklerini ise okul ziyaretleri oluşturmaktadır.

  TÜRVAK Müzesi İç Mekân (Görsel: gezilecekyerler.com)

  Adana Sinema Müzesi İç Mekân (Görsel: Onur Karamercan Arşivi)

New York Hareketli Görüntü Müzesi, Amsterdam EYE Film Müzesi, Paris Sinematek Müzesi, Frankfurt Alman Film Müzesi, Berlin Sinema ve Televizyon Müzesi, Avustralya Hareketli Görüntü Müzesi ve Torino Ulusal Sinema Müzesi gibi popüler olabilmiş, büyük çaplı müzeler koleksiyonlarının zenginliğinin yanında her yaştan ziyaretçiye hitap edebilecek çok çeşitli etkinlik imkânlarıyla da önemli birer merkez haline gelmiş ve durağan bir sergi deneyimi sunmaktan ziyade, ziyaretçiyi aktif hale getirmeyi amaçlayan interaktif sunumlara ağırlık vererek hem sinemaya hem de müzelere bu yönden ilgi uyandırmışlardır. Yerel müzelerin aksine çok çeşitli sergiler düzenleyebildikleri için daha çok ziyaretçi çekme potansiyeline sahip olan bu müzelerin sergi, sunum ve aktivite seçeneklerine ülkemizdeki açılmış ya da açılması planlanan sinema müzelerinde de yer verilmesi hem sinemaya hem de müzelerimize bakışı geliştirecek ve daha fazla ziyaretçi gelmesini sağlayacaktır.

Birkaç örnek vermek gerekirse New York Hareketli Görüntü Müzesi her yaştan öğrenciye –yaşlarına uygun olacak versiyonlarla- kalıcı koleksiyonları vasıtasıyla sinema kültürüne giriş niteliğinde rehberli turlar düzenlemekte ve onların bilinç ve becerilerini geliştirmeyi amaçlamaktadır. Amsterdam EYE Film Müzesi, bünyesinde anaokulu, ortaokul, lise ve üzeri farklı eğitim düzeylerinden öğrencilere sinema ile ilgili bilgi aktarmaktadır. Öğrenciler sinemayı sanat, eğlence, kültürel miras ve iletişim aracı gibi farklı bakış açılarıyla öğrenmektedirler. Müze ayrıca yetişkinlere yönelik olarak da yayınlar, alıştırma kursları, seminer ve münazaralar düzenlemekte, eğitimci, sinemacı ve destekçileri bir araya getirerek insanlar arası iletişim sağlamaktadır. Frankfurt Alman Film Müzesi’nde ilkokul dönemindeki çocuklara yaşlarına uygun olarak Almanca altyazıyla film gösterimi yapılmakta ve bununla çocukların hem yabancı dil öğrenmelerine altyapı oluşturulması hem de dikkatlerinin kuvvetlendirilmesi amaçlanmaktadır. Müze yine ilkokul çağındaki çocuklarla yaşlarına uygun olan kalıcı koleksiyon – geçici sergi parçalarıyla çeşitli etkinlikler organize etmektedir. “Sinema müzikleri workshopu”, “sinemada makyaj workshopu”, “kendi kısa filmini çek workshopu”, “sinemada montaj workshopu”, “sinema eğitimcileriyle beraber film izleme” bu etkinliklerden bazılarıdır ve çocukları küçük yaştan itibaren hem sinemayla ilişkilendirmekte, hem de becerilerini geliştirmede önemli bir işlev görmektedir. Ortaokul ve üzerindeki çocuklarla tür sinemasına dair workshoplar düzenlenmekte ve bu workshoplarla öğrenciler sinemanın çok yönlü yapısını keşfederek, fikir alışverişleri yapmakta, görüntünün gücünü algılamakta ve çeşitli becerilere sahip olmaktadırlar. Paris Sinematek Müzesi öğrencilere sergi salonlarının temasına göre parkurlar oluşturmakta ve sinemayı temalar üzerinden, ilgili gereçlerle anlatmayı tercih etmektedir. Örneğin “Sinemanın Doğuşu Parkuru” öğrencilere sinemanın oluşumunu, fotoğrafın icat edilme sürecinden başlayarak, ilk optik cihazlarla anlatmakta; “Bu Büyülü Parkur” sinemadaki sihirbazlık numaralarını ve çekim hilelerini ilgili araçlarla açıklamakta; “Ormanda Parkuru” ise orman temalı Asterix albüm çerçevelerinden hareketle çizgi roman senaryosunun nasıl oluşturulduğunu, çizgi roman ile sinemanın nasıl bir araya getirildiğini, kadraj ve plan ölçeklerinin nasıl olması gerektiğini, desenler arası montaj etkilerinin nasıl yapıldığını ortaya koymaktadır. Workshoplarla beraber yaz tatillerine özel aktiviteler de düzenlenmektedir. Torino Ulusal Sinema Müzesinde ise farklı yaş grupları için araştırmaya, yaratıcılığa ve aktif deneyime dayalı temalı program ve workshoplar düzenlenmektedir. Gündelik, interaktif ve katılımcı sağlayan bir eğitim yaklaşımı benimsenmiştir. Sınıflar temalı rehber turlarını veya spesifik bir alandan hazine avı oyununu, dekor workshoplarını, sinema tarihinin yazarları, türleri ve film dili hakkında yapılan okumaları tercih edebilmektedirler. Çizgi film tarihi, gölge oyunu, 3D’nin oluşumu, sinemanın oluşumu, film yapım süreci, filmlerin seslendirilmesi sunulan başlıklar arasındadır. Özetle temalar üzerinden workshop ve başka tür etkinlik düzenlenmesi günümüzde popüler olan pek çok sinema müzesinin çocuk ve öğrencilere yönelik düzenlediği aktivitelerden bazılarıdır.

 EYE Film Müzesi Emanet Dolap Kapakları (Görsel: Onur Karamercan Arşivi)

Bu etkinliklerin düzenlenmesinde elbette müzenin maddi imkânları ve aldığı destekler de çok önemlidir. Zira bazı müzeler yeterli alanları olmamasından dolayı öğrencilere yalnızca “okul gezisi” deneyimi sunmaktadır. Workshop ve seminer odaları, ayrıca animasyon masaları, seslendirme sistemleri gibi çeşitli materyallerle donatılmış modern stüdyolar, özel efektlere sahip çekim odaları bulunan müzeler ziyaretçilerine çok daha kapsamlı deneyimler sunmaktadır. Ve söz konusu bu müzeler yalnızca bulundukları şehirden değil, komşu ya da uzak şehirlerden de öğrenci grupları çekmektedirler. Öğrencilerin nasıl film yapıldığını öğrenmeleri, farklı tarzlarda filmler izlemeleri, anlatım araç kaynaklarını görmeleri, yabancı dillere aşina olmaları eğitimde motivasyonun artmasını sağlamakta ve öğrencilerin özgüvenlerinin oluşmasında önemli rol oynamaktadır. Pek çok müze güncel yapımlarla beraber sinemanın oluştuğu yıllara dair filmler de göstererek, sinemanın oluşum ve gelişim tarihine dair kapsamlı bir bilinç oluşturmayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda sinema müzeleri çok önemli işlevlere sahiptirler. Ayrıca yeterli güce sahip olan müzeler “herkes için film eğitimi” şiarıyla, ürettikleri özel projeleri müzeye gelmeyen ya da gelme olanağı bulunmayan ziyaretçilere götürmektedir. Bunlar okullarla beraber diğer eğitim kurumlarını da içermektedir.

  EYE Film Müzesinde 2017 senesinde düzenlenen Martin Scorcese sergisinden Robert De Niro’nun “Taxi Driver” filmi için aldığı sürücü lisansı. (Görsel: Onur Karamercan Arşivi)

Ancak çeşitliliklerine rağmen, bu alandaki müzelerin neredeyse tamamı koleksiyonunu genişletmek, sergilemede yenilikler sunmak ve varlıklarını sürdürebilmek amacıyla maddi desteğe ihtiyaç duymaktadır. Kimi özel, kimi devlet destekli olan bu müzeler bağış alsalar dahi en önemli geçim kaynakları mekânlarını kiraya vererek çeşitli etkinlik, toplantı, parti, düğün, vs. gibi aktivitelerden aldıkları gelirlerdir. Çeşitli üyelik seçenekleriyle de destek kabul eden müzelerin sürekliliklerini sağlayabilmek adına çok çeşitli alanlara başvurmaları gerekmektedir. Özet olarak, müzeler üyelik sistemleri, bireysel-devlet-şirket destekleri, ziyaretçi girişleri, eğitim programları, müze içi diğer etkinlikler ve müze kiralama gibi çok çeşitli aktivitelerle kendilerine destek getirileri planlamak durumundadırlar.

Bu bilgiler ışığında sinemanın, sanatın diğer dallarına göre, halkın ilgisini hızlıca çekebilecek dinamik yapısı göz önüne alındığında sinema müzelerinin ziyaretçi sayısını arttırarak, bu alanda bilinç oluşturacağı, ilk okuldan başlayarak akademik hayatın en ileri düzeyine varan çeşitli kademelerden öğrencilere ilgili kültür, vizyon ve beceri kazandıracağını ve dolaylı olarak sinema eğitimine katkı sağlayacağını, yalnızca öğrenciler için değil toplum için de bir sosyalleşme mekânı olarak müze algısına taze bir soluk getireceğini ve sinema mirasının yok olma tehlikesinden sıyrılıp kapsamlı etkinliklerle kuşaktan kuşağa aktarılacağını öngörmek zor değil. Türkiye bu konuda iki müzeye sahip olarak, Kanada, Hollanda veya Yunanistan gibi sadece bir sinema müzesine sahip ülkelerden nicelik olarak önde bir konumdadır. Koleksiyonların nitelikli değerlendirilmesi, gerekli maddi desteğin sağlanması, geçici sergilere yer verilmesi ve kapsamlı etkinliklerin düzenlenmesiyle sinema müzeleri, sinema dalında zengin bir geçmişe sahip Türkiye için de yeni bir soluk olacaktır. Örnek olarak “Türkiye Sineması Tarihi Müzesi”, “Sinema Sanatçısı Müzesi -Ev Müzesi”, “İzmir’de, Kars’ta veya çekimleriyle popüler olmuş herhangi bir şehir veya bölgede kurulabilecek müzeler” verilebilir. Yalnızca var olan veya açılacak olan müzelerin bu alandaki popüler müzelerin işleyişlerini, interaktif sunumlarını ve dinamik sergileme koşullarını yeterli düzeyde takip edip, gerekli maddi destekleri de sağlayarak eşdeğer nitelik sunmaları gerekmektedir. Bu şartların sağlanması müzelerimizin de toplumumuzun da gelişime katkı sağlayacaktır.

 

Hakkında MMKD

Türkiye'de müzecilik platformu // bilgi@mmkd.org.tr

Yanıt ver

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır.İşaretli alanları doldurmak zorunludur *

*

Yukarıya çık